Rutin bir günün ardından,televizyon başındaki,göbekli,saçları dökülmüş orta yaşlı biri kumandasını nereye koyduğunu düşünerek uyandı.öyle kapatılmış gözlerin esner uykusundan değil;dişlilerinden gelen metal sesleriyle bir motorun kayışının atması gibi bir şey oldu.artık motorun hangi parçasıysa bilinmez,motor durmuş olsa bile özgürce rotasyonuna devam etti çark..içeriden gelen çocuk seslerine yabancılık hissetti,koltuğuna yapışmış dirseklerindeki kızarıklıklara daldı gözü,dirseğinde toplanmış kanın dağılışını ağır ağır seyretti.evin kokusundan tutun;halılar,içeri süzülen ışık,içinde kurumuş kahvesiyle yapış yapış bardağına da yabancılık hissetti.adını söyledi içinden,sanki farklı bir dilden geliyordu heceleri.neredeyim ben dedi,bu sefer sesli bir şekilde...bir an için tüm yaşanmışlıkları aktı televizyon ekranında,istemediği herşeyin,veyahut istediği ve planladıkları olmayanların anasına avradına sövercesine titredi dudakları...
ayağında kaldırımın nemini hissedebiliyordu,sırtında ise rüzgarı,köprünün kenarına nasıl geldiğini hatırlamıyordu.veyahut,neden ayakkabısını giymeden dışarı çıktığını,bir yelek geçirebilirdi sırtına mesela,fakat,istediğini biliyordu sadece...
biri geldi yanına,aksakallı falan da değildi,o kadar normaldi ki yanındaki,sanki suda yansımasıydı,o kadar dünya sahnesine uygun bir siluet...neden buradasın diye sordu içinden,bilmiyorum yanıtını verdi yanındaki adam,onun adına...
birşeyler bizi öldürüyor dedi,yabancı...
kel olan mıydı sesin sahibi,normal olan mı bilemedi ikisi de...
devamı için---->üç

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder